Elveda Güzel Vatanım Özeti | LGS Sınav Sonuçları - Online Test Elveda Güzel Vatanım Özeti – Onlinedershanem.Com
Anasayfa / Kitap Özetleri / Elveda Güzel Vatanım Özeti
ingilizce
elveda_guzel_vatanim

Elveda Güzel Vatanım Özeti

Elveda Güzel Vatanım

 

Elveda Güzel Vatanım‘ın yazarın çok farklı tarzda yazdığı bir roman. Diğer eserlerinde polisiye tarzı kullanan yazar bu romanında daha kurgusal ve tarihi bir tarzda yazmış. Tarihimizin önemli olaylarından olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üç dönemini konu alan bu roman sürükleyici olmasının yanında çok sayıda bilgi de veriyor.

 

ELVEDA GÜZEL VATANIM ÖZETİ

Kitabın Yazarı:
Ahmet Ümit
Yayınevi: Everest Yayınları
Yayınlandığı Yıl: 2015 (01-12-2015)
Sayfa Sayısı: 560

Ahmet Ümit’in bu tarihi romanı yakın tarihin en karmaşık dönemlerinden birini ele alıyor ve cüretkar bir soruya dikkat çekiyor: sahi nedir vatan?

Öncelikle, bu yazı kitabın içeriğine ilişkin önemli bilgiler içermektedir, bu nedenle aşağıda yer alan değerlendirmeler kitabı halihazırda okumuş olanlar veya okumayı düşünmeyenlere daha çok hitap etmektedir. Okumayı düşünenler açısından sürpriz sonların bu aşamada bilinmesi kitaptan alınacak zevki azaltabilir. Okumayı düşünenler için şunu söyleyebilirim: geçmişten günümüze ışık tutan, belgelere dayalı, üstelik polisiye unsurlar barındıran, su gibi akan üslubuyla elinizden bırakamayacağınız, insana ilişkin çözümlemeleriyle duygulandıran harika bir kitap. Mutlaka okuyun.

Okumayı düşünenler için son bir uyarım daha olacak: kitabın en arkasındaki gazete sayfasını ve bir önceki sayfada kitabın tanıtımı şeklindeki bölümü okumayın, çünkü o bölümler romanın bir parçası. Kurgusal olmasının yanı sıra tam anlamıyla spoiler içeriyor.

Romanın değerlendirmesine geçmeden önce, ana hatlarıyla dönemin gelişmelerinden bahsetmek faydalı olacaktır.

II. Abdülhamit’in istibdat yönetiminden hoşnutsuzluk duyan muhalifler çeşitli yapılanmalara girerler. Bu yapılanmalardan en etkili olanı İttihat ve Terakki Partisidir (Talat Bey, Enver Paşa ve Cemal Bey). 1908 yılında meşrutiyetin ikinci kez ilanıyla rejimde padişahın yetkisi sınırlandırılır ancak İttihat ve Terakki Partisi (Parti, Cemiyet) 1913’te iktidara gelebilecektir. Meşrutiyetin ilanından yaklaşık dokuz ay sonra eski düzeni isteyenler ayaklanır, siyasi sakilerle başlayan isyan dini bir vaziyet alır. İsyan bir hafta içinde bastırılır ve II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine devlet yönetiminde inisiyatifi meşruti yönetime bırakan Sultan Reşad padişah olur.

Meşrutiyetin ilanıyla vadedilen özgürlük, hürriyet, kardeşlik ve eşitlik gibi yüce amaçlar bir türlü gerçekleşmez; çünkü yeni bir iktidar mücadelesi başlamıştır. Meşrutiyetin ilan edildiği 1908 yılından 1913 yılına dek Sadrazamlığa Parti yanlısı olmayan kişilerin getirilmesi ve İttihat ve Terakki Partisi’nin bir nevi muhalefette bırakılması Cemiyet içinde bazı hoşnutsuzluklara olur. Bu sırada dünya genelinde yaşanan güç savaşları siyasi çekişmelerle birleşince toprak kayıpları yaşanır. Önce Trablusgarp savaşı, sonra Birinci ve İkinci Balkan Savaşları ve son olarak Birinci Dünya Savaşı…

İttihat ve Terakki Partisi İkinci Balkan Savaşı sonrasında aldığı iktidarı Birinci Dünya Savaşından hemen sonra bırakır ve Parti kendini lağveder. Parti çeşitli akımlara bölünür. Büyük kısmı Milli Mücadele’ye katılır, bir kısmı padişahı destekler, lider kadro ise yurt dışına kaçmayı tercih eder. Cumhuriyet’in kurulmasıyla “bazı eski ittihatçılar” yeni yönetimden, inkılaptan ve Mustafa Kemal Atatürk’ten hoşnutsuzluklarını gizlemez, gizli ajandası olan bir muhalif yapıya dönüşür.

1925 yılında Şeyh Sait isyanının bastırılması sonrasında muhalif partilerin kapatılması ve diğer önlemler muhalefetin yer altına inmesini hızlandırır, öyle ki 1926 yılında Atatürk’e İzmir’de bir suikast düzenlenmesi bile planlanır. İzmir Suikastının öğrenilmesinin ardından tüm muhalif unsurların yakından izlenmesi ve zararlı olabileceklerin tasfiyesi daha bir kararlılıkla uygulanır. Bunlardan öne çıkanlar ya idam edilir ya da intihar süsü verdirilerek öldürülür. Özellikle, savunmasında, hiçbir hakaret ve konuşma ve yazısında şiddet bulunmadığını belirten Maliye Bakanı Cavit Bey’in idamı tasfiye harekâtının kapsamını göstermektedir. Milli Mücadele Dönemi’nin en etkili komutanlarından olan ve cumhuriyetin kurulmasında önemli rolü bulunan Kazım Karabekir ise idamdan son anda kurtulur.

Eski bir ittihatçı olan kitabın kahramanı Şehsuvar Sami ise İzmir Suikastı girişiminden hemen sonra Beşiktaş’taki evinden uzaklaşarak bilindik bir otele geçer; çünkü öldürülecek olursa bunun evinde yalnız, bir başına olmasındansa göz önünde bir otelde gerçekleşmesini tercih etmektedir.

Elveda Güzel Vatanım Kitabının Kurgusu

Roman, Şehsuvar Sami’nin vatanı uğruna vazgeçtiği sevgilisi Ester’e, yukarıda ana hatlarıyla ele almaya çalıştığımız dönemi 16 gün boyunca anlattığı günlük şeklindeki mektuplardan oluşmaktadır. Genel hatlarıyla bu mektuplar yazarın o anki ruh haliyle başlar, o günkü gelişmelerle devam eder ve 1907-1919 döneminin anlatılmasıyla sona erer.

Bölüm içerisindeki zaman geçişlerinin okuyucuyu rahatsız etmeyecek şekilde yapıldığını söyleyebiliriz; ancak “11. Gün, Sabah” bölümündeki geçiş oldukça keskin (s. 395). Diğer bölümlerin aksine gerçek zamandan geçmişe birden geçiyor ve bu bölümde ilave bir paragrafa ihtiyaç duyulduğunu düşündürüyor.

Elveda Güzel Vatanım Kitabının Özeti

Selanikli Şehsuvar Sami, Ester’in dayısı Leon Dayı’nın aracılığıyla İttihat ve Terakki Partisi’ne üyel olur. Selanik’te bazı görevleri yürütürken Ester’e bu durumu gizleyerek hayatını sürdürmeye devam eder. Ancak daha önemli ve mahrem görevleri yapmak için Payitaht’ta (Başkent, İstanbul) gitmesi gerektiğinde gerçek bir yol ayrımına gelir. Vatan ateş altındayken sevgisinin derdine düşecek değildir. Ester’den ayrılır ve Cemiyet tarafından verilen görevleri eksiksiz yapmak üzere İstanbul’a geçer. O bir fedaidir, vatan için öldürmekten de çekinmez. Trablusgarp’ta olduğu gibi savaş esnasında cephede de savaşır. Ancak, döneminin bitişinde sonsuz bir pişmanlıkla baş başa kalır.

Cemiyetin en önemli figürlerinden Talat Bey ve Enver Bey’in sarayın en güzel kızlarıyla evlenmeleri ilk ve küçük bir kırgınlığa neden olur; ancak asıl hayal kırıklığı, hürriyet için çıkılan yolda, iktidarı ele geçirmek için daha önce görülmemiş baskı rejiminin bizzat Cemiyet tarafından uygulanması, Enver Paşa’nın zapt edilemez makam sevdası ve Talat Bey ile Enver Paşa arasındaki güç kavgası olmuştur. İktidarı ele alan Cemiyet muhalif gördüğü her unsuru kontrol altına alır, alamadıklarının ise yaşamına son verir. Buna Cemiyet’in eski kurucuları da dahildir.

Nitekim bir süre Cemiyet’in kurucularından olan; ancak bazı konularda yönetimle ters düşen Ahmet Rıza da kuşkulular arasında yerini alması iç mücadelenin geldiği noktayı gösterir.

Zaman Ahmed Rıza’yı haklı çıkarır ve önlenemez büyük yıkım gerçekleşir. Evet, Şehsuvar Sami hayal kırıklığına uğramıştır, yol arkadaşları iktidar mücadelesi uğruna amaç ve erdemleri bir kenara bırakmıştır. Vatan için yola çıkılmış; ancak vatana zarar verilmiştir ve Şehsuvar Sami hiç arzu etmese ve iktidar hırsına sahip olmasa da bu cemiyetin içinde bulunmuştur.

Ancak, Şehsuvar Sami’nin Ester’i terk etmesindeki pişmanlık Cemiyet’in başarısızlığından duyduğu hayal kırıklığından da farklıdır: vatanı için gençliğinden ve sevdiği her şeyden vazgeçen Şehsuvar Sami 1926 yılına gelindiğinde hayatına son verilmesi gereken, vatan için tehlikeli bir kişi olarak görülmektedir.

Çünkü eski ittihatçılar boş durmamaktadır. 1926 yılındaki İzmir Suikastı girişiminin arkasında geniş muhalif kesimin bulunduğunun saptanmasının ardından birçok eski Cemiyet üyesi tutuklanır. Maliye Bakanı Cevdet Bey idam edilir, Kazım Karabekir idamdan son anda kurtulur. Şehsuvar Sami ise mimli bir karakterdir ve hayatına son verileceğini kabullenmiş vaziyettedir.

Şehsuvar Sami takip edilmektedir, ta ki eski silah arkadaşı Mehmet Esad’ın otelde ziyaretine dek. Mehmet Esad kendisinin artık hükümet için çalıştığını söyler ve Şehsuvar Sami’yi hükümet lehine gizli görevleri yapmaya, eski ittihatçıları deşifre etmeye çağırır. Esasında Şehsuvar Sami Mehmet Esad’tan pek hazzeden biri değildir, ayrıca emekliye ayrılmaya çoktan karar vermiştir.

Mehmet Esad’la münasebetinin hemen ardından Mülazım (Teğmen) Fuat da Şehsuvar Sami’yle irtibata geçer. O da kendisini cumhuriyet rejimini istemeyen bir teşkilatta yer aldığını ve kendisine ihtiyacı bulunduğunu söyler. Bu durum Şehsuvar Sami’yi oldukça şaşırtır, çünkü Mülazım Fuat, Cemiyet’in yaptığı yanlışları ve yaklaşmakta olan felaketi en isabetli şekilde gözlemleyen, Şehsuvar Sami’nin kardeşten öte arkadaşıdır. Birinci Dünya Savaşı’na dek birlikte omuz omuza çarpışmıştır.

Ve sürpriz son… Aslında durum tam tersidir. Mülazım Fuat Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Milli Mücadele’ye de katılmıştır. Mehmet Esad ise Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizler için casusluk yapan Sessiz John’dan başkası değildir. Dahası Mustafa Kemal’e suikast planlamaktadır. Mülazım Fuat ise Cumhuriyet’in istihbarat biriminde görev yapmaktadır, Mehmet Esad’ı yakalamak için gerçek kimliğini gizlemiştir.

Mehmet Esad’ın öldürülmesi ve Şehsuvar Sami’nin de temize çıkmasının ardından Şehsuvar Sami intihar eder. Otelde kaldığı 16 günlük sürede önce Ester’in İstanbul’da olabileceği duyumunu alan Şehsuvar Sami, daha sonra Leon Dayı’dan Ester’in kendisini affetmediğini, hatta unuttuğunu ve Paris’te kocasıyla mutlu bir hayat sürdüğünü öğrenmesiyle yaşama sevincini yitirmiştir.
Elveda Güzel Vatanım Kitabının Değerlendirmeleri

Şehsuvar Sami’nin edebi kişiliği olmasına ve bu konuda eğitim almasına rağmen Tevfik Fikret gibi dönemi etkileyen önemli edebiyatçılara değinilmemiş. Ester, edebiyata yönelmesi ve bu şekilde vatan savunmasına destek vermesi gerektiği konuda ısrarlarında yabancı yazarlardan örnek veriyor. Ester bunun yerine yanı başındaki edebiyatçılara dikkat çekseydi, belki de Şehsuvar Sami’yi ikna edebilirdi. Şehsuvar Sami’nin babasının II. Abdülhamit tarafından gönderildiği sürgünde ölmesi Cemiyet’e katılması için önemli bir etken; ancak, meşrutiyetin ilanından sonra edebiyata yönelmesi için bir fırsat bulunmaktaydı. Belki de bir defa Cemiyet’e girildikten sonra bir daha çıkmak mümkün olmuyordur, kim bilir.

Elveda Güzel Vatanım, tarihi bir roman olmakla birlikte nefesleri kesen polisiye unsurlar bulunduruyor. Bu durum, döneme ilişkin önemli bilgi ve gözlemleri içeren ve bu yönüyle günümüze de ışık tutan kitaba ayrı bir güzellik katmış.

Romanın günlük şeklinde ele alınmasının heyecanı azaltıcı bir etkisinin bulunduğunu burada ifade etmekte fayda var. Olaylar gelişiyor ve “Şehsuvar Sami şu an otel odasında bunları yazabiliyorsa olaydan sağ kurtulmuştur.” diyorsunuz.

“14. Gün, Gece” bölümünde ise ertesi gün çıkacak olayda ölebileceğini ifade eden Şehsuvar Sami, romanı iyi bir veda yerine yine geçmiş dönemi anlatarak bitiriyor. Kitabın genel kurgusu içinde bu makul görülse de son sözlerini yazdığını düşünen birinden etkili bir son paragraf bekliyorsunuz. En azından “İşte böyle Esterciğim, yine de şanslısın ki böyle bir sevginin sahibi sensin. Herkese nasip olmaz. Beni unutma.” gibi bir şeyin eksikliği hissediliyor.

Her şey yoluna girdikten sonra Şehsuvar Sami’nin hayatına son vermesini anlamak güç. Mülazım Fuat’ın teklifini kabul etmese de artık temize çıkmıştır ve özgürdür. Beşiktaş’taki evine geçip köşe yazıları yazabilir ya da Ester’e yazdığı mektupları kitaplaştırabilirdi. Kim bilir, belki de yeni bir aşkın heyecanını yeniden yaşayabilirdi. Her şeye rağmen kısa ömrüne birçok hayat sığdırmış birinin kararlarına saygı duymamız gerekir.

Ester’in ninesi Paloma Nine, her şeyin çok kötü olacağını başından beri sezen karakterlerden. Geleceğe ilişkin tahminlerinde olacak şeyleri noktası noktasına tahmin edebiliyor. Osmanlı’nın yıkılacağı, Balkanların kaybedileceği… Burada biraz yanılma payının olmasının kitabı daha gerçekçi bir zemine oturtabilirdi diye düşünüyorum. Sonuçta geçmişte yaşananları şu an biliyoruz, o zamana giden birisi bu şekilde tahminlerde bulunabilir; ancak o an yaşayan insanlar için Osmanlı’nın bu şekilde, en ağır biçimde dağılacağını, yıkılacağını öngörmek için üstün bir sezgi gücüne sahip olunması gerekir. Yine de Paloma Nine’nin Şehsuvar Sami’nin ümitvar sözlerine inanmak istemesi, bu durumu biraz daha makul hale getiriyor.

Osmanlı’nın son dönemlerinin anlatıldığı bir romanda 1915 Ermeni Tehciri olaylarına değinilmeden olmazdı. Ahmet Ümit, Şehsuvar Sami’nin okuldan arkadaşı, Ermeni kökenli Arşak karakteriyle bu olayı da ele alıyor.

Yine, Cumhuriyet’in ilanı dönemlerinde Pera Palas’ta konaklamış olan Agatha Cristie’ye de değinilmesi güzel bir detay olmuş.

Kitabın yalın olmakla birlikte yaşama ve insana ilişkin detayları aktarmasında su gibi akan üslubu sayesinde hacimli denebilecek romanı kısa sürede bitiriyorsunuz. Son olarak, bir roman tarafından ağlamayalı uzun süre olmuştu, Elveda Güzel Vatanım bu duyguyu da başarılı şekilde aktarıyor.

Sonuç olarak, güzel bir eser ortaya çıkmış. Okunmalı, okutulmalı.

Kitabın Öne Çıkan Karakterleri (K: Kurgusal, G: Gerçek)

Şehsuvar Sami (K): 1907 yılında Cemiyet’e üye olan fedai. Edebi yeteneği olmasına ve sevgilisi Ester’in mücadeleye sanat vasıtasıyla katkı vermesi ısrarına rağmen silahlı mücadeleye doğrudan girişir. Bunda babasının Abdülhamit tarafından gönderildiği sürgünde öldürülmesinin büyük etkisi vardır. Bununla birilkte vatan için elini doğrudan taşın altına konması gerektiğini düşündüren bir karaktere sahiptir.

Özgürlük mücadelesinin içinde doğrudan yer alan Şehsuvar Sami I. Dünya Savaşının ardından köşeye çekilir ve sonraki siyasi oluşumların içinde yer almaz.

Leon Dayı (K): Şehsuvar Sami’yi İttihat ve Terakki Cemiyeti ile tanıştıran, hürriyet akımından etkilenmiş bir Yahudi, Ester’in Dayısı. Hürriyet, eşitilik ve özgürlük adına Cemiyete gönülden bağlı olsa da Meşrutiyet’in ilanından kısa süre sonra yeni bir iktidar mücadelesinin yaşanması, Cemiyetin, II. Abdülhamit döneminin baskıcı rejimine benzer faaliyette bulunması ve muhalefete tahammül edemeyişi neticesinde Cemiyet ile bağlantısını sona erdirir ve Cemiyet’i sert şekilde eleştirir.

Paloma Nine (K): Ester’in ninesi. Şehsuvar Sami’nin en sevdiği kişilerden. Gelecek felaketi herkesten önce hissetmiş ve bunu Şehsuvar Sami’ye de söylemiştir. İsteği Selanik elden gitmeden ölmektir; fakat Selanik’in işgalini de görür.

Ester (K): Ester’in sevgilisi. Şehsuvar Sami’yi siyaset yerine sanata yönelmesi koınusunda defaatle uyarmıştır; ancak, meşrutiyet sonrası karmaşa ortaya çıkmaya başladığında bile onu ikna edemez. Ülkenin istikbaline ilişkin son tartışmadan sonra Şehsuvar Sami bir daha Ester’le karşılaşamaz. Ester Paris’e yerleşir ve yuvasını kurar.
Şehsuvar Sami’nin intiharından sonra mektupları kitap haline getirir.

Mülazım Fuat (K): Şehsuvar Sami’nin Cemiyet’te en güvendiği arkadaşı. Binbaşı Basri’nin komutasında tüm görevleri birlikte yapan diğer fedai. Trablusgarp’ta da birlikte savaşırlar. Birinci Dünya Savaşı’nda cepheye gider ve Talat Paşa’nın talimatıyla İstanbul’da kalan Şehsuvar Sami ile yolları bu nedenle ayrılır.

Cumhuriyetin ilanı ve Şehsuvar Sami’nin hayatından endişe ettiği anlarda bir kez daha ortaya çıkar.

Mehmet Esad (K): Şehsuvar Sami’nin fedai grubuna ilk kabul edildiğinde birlikte çalıştığı, kendisinin alaylı, Şehsuvar Sami’nin ise mektepli olması nedeniyle Şehsuvar Sami’ye soğuk yaklaşan Cemiyet üyesi.

Bir operasyon esnasında yaralanmış ve fedai grubundan ayrılmıştır. Para sevgisi, vatan sevgisinin önündedir.

Arşak (K): Kitabın iki bölümünde anlatılan, Şehsuvar Sami’nin Ermeni arkadaşı. Gençlik yılları birlikte geçmiştir ve 1915 olaylarından sonra bir kez daha karşılaşırlar. Ailesinin başından geçenleri anlatır.

Binbaşı Basri (K): Fedai grubunun lideri. Mülazım Fuat ile Şehsuvar Sami’nin en çok güvendiği, bir ideal olarak gördükleri asker. Trablusgarp Savaşı’nda bir pusuya düşürülerek şehit olur.

Reşit Bey (K): Şehsuvar Sami’nin Beşiktaş’taki evinden ayrıldıktan sonra 16 gün boyunca kaldığı Pera Otel’in yöneticisi. Babası ile Şehsuvar Sami eski silah arkadaşıdır, bu nedenle Şehsuvar Sami’ye büyük saygı ve hürmet gösterir.

Talat Bey (G): Cemiyet’in en önemli liderlerinden, siyasi figür, Büyük Efendi. 1913 yılında Parti tam olarak iktidara geçtiğinde hükümeti kurar. İktidarı esnasında kendisini en çok zorlayan Enver Paşa’nın siyasi ihtiraslarıdır. Enver Paşa kendi muvaffakiyetlerini aklıselimden önde tutmaktadır, ancak Talat Paşa onun karşısında yeterli dirayeti gösteremez. Nitekim Birinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmayı tercih etse de Enver Paşa’nın ısrarı ve faaliyetleri neticesinde Osmanlı’nın savaşa girmesini engelleyemez.

Enver Bey (G): Meşrutiyetin ilanıyla “Hürriyet Kahramanı” olarak anılmaktadır. İkinci Balkan Savaşı’nda Bulgaristan’ın diğer Balkan ülkelerine savaş ilan etmesini fırsat bilerek Edirne’yi kurtaran ordunun başında olması kendisini daha da parlatır.

Son derece ihtiraslı bir kişiliktir, ülkedeki en yetkili kişi ve herkesin kahramanı olma arzusundadır. Talat Bey’in şerhine ve Osmanlı teamüllerine aykırı olmasına rağmen Harbiye Nazırlığını alır. Ayrıca Abdülmecit’in kızı Naciye Sultan’la evlenerek Saray’a damat olur. Yine ihtiraslarından dolayı Mustafa Kemal’i tehdit olarak görmekte ve ona mesafeli yaklaşmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Almanya’nın yanında savaşa girmesi için gizli anlaşmaları imzaladığı söylenir. Sarıkamış faciasının sorumlusudur. Sarıkamış faciasından sonra komutayı devrederek İstanbul’a dönmesi, Şehsuvar Sami’nin tepkisini çekmektedir, çünkü ordusunu korumak için kendini feda eden Süleyman Askeri aklına gelmektedir.

Sarıkamış Savaşı’nın kaybedilmesinde Ermeni aşiretlerini sorumlu tuttuğundan tehcir kanunun çıkarılması ve uygulanmasında da önemli bir rol üstlenmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’ya kaçar.

Süleyman Askeri (G): Şehsuvar Sami ile Mülazım Fuat, yaptıkları hizmetlere rağmen resmi bir göreve sahip değildir ve Talat Bey’den devlet kademesinde resmi bir görev almak için ısrarcı olurlar. Başlangıçta bu duruma sıcak bakmayan Talat Bey, daha sonra bu ikiliyi Süleyman Askeri’ye gönderir. Süleyman Askeri, Cemiyet’in çıkarları doğrultusunda istihbarat toplayan ve gerektiğinde suikast eylemlerinde bulunan gizli bir teşkilat olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanıdır. Süleyman Askeri komutasında Şehsuvar Sami ile Mülazım Fuat’ın ilk görevi, Cemiyet’in önemli isimlerinden Maliye Bakanı Cavit Bey ile Ahmet Rıza’yı izlemektir. Çünkü bu ikili Almanya ile savaşa girmeye karşı olduklarından casus olarak görülmeye başlanmıştır.

Süleyman Askeri’nin Mülazım Fuat ile Şehsuvar Sami’nin üzerinde etki bırakmasının bir diğer nedeni de Birinci Dünya Savaşı’nda gösterdiği fedakarlıktır. Irak Cephesi’nde mağlup olan ordunun kaçabilmesi için intihar etmiştir.

Ahmet Rıza (G): Cemiyetin lider kadrosunun bir diğer üyesi, münevver. Şehsuvar Sami’yle ilk karşılaştığında ona fedailiği bırakmasını ve edebiyata yönelmesini salık vermiştir. Almanya ile savaşa girmek istemediğinden yönetimle ters düşmüştür. Milli Mücadele sırasında da yurtdışında kamuoyu oluşturmak için çalışmıştır.

Cavit Bey (G): Romanda çok fazla bahsedilmemektedir; ancak kitabın hemen girişinde savunmasından dikkat çekici bir bölüm alıntılanmıştır. Birinci Dünya Savaşı öncesi Maliye Bakanlığı görevini üstlenmiş, 1922’deki Lozan Delegasyonunda yer almıştır. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra yönetime muhalif tavır takınan Cavit Bey, İzmir Suikastı girişiminden sorumlu tutularak idam edilmiştir. Savunmasında, hayatının hiçbir döneminde şiddeti savunmadığını ifade etmiştir.

Kara Kemal (G): Devlet meselelerinin çözülmesinde sertliği savunan Cemiyet liderlerinden, Küçük Efendi. Bab-ı Ali baskınını desteklemiştir. Milli Mücadele’ye ve Cumhuriyet’in kurulmasına destek vermiş olmasına rağmen 1926’daki İzmir Suikastı girişiminden suçlu bulunmuş, hakkında gıyabi idam cezası kararı verilmiştir. Daha sonra bir kümeste öldürülmüş ve bunun intihar olduğu söylenmiştir.

Kara Kemal’in bu şekilde ölümü, Şehsuvar Sami’nin Beşiktaş’taki evinde yalnız ölmemek için Pera Palas’a gelmesinin en önemli nedenidir.

Hakkında Onlinedershanem

Eğitim gönüllüsü.

İlginizi Çekebilir

Elia İle Yolculuk Kitap Özeti

itabın Yazarı: Zülfü Livaneli Yayınevi: Yayınlandığı Yıl: 2017 (11-07-2017) Sayfa Sayısı: 120   Elia İle Yolculuk …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir